Osmanlı Zerâfetinin Mezartaşlarındaki Edebî Hali
Değerli Okuyucularım
Osmanlılarda, ölümün edebiyatının taşlara işlenmiş fevkalade örnekleri var. Kimi mezartaşları, içinde medfun olan şahıs veya ölüm hikayesi ile öne çıkarken, kimi mezartaşları da, sanat olarak öne çıkıyor. İstanbul-Zeytinburnu Merkezefendi Camii Haziresinde, ölümün acı yüzünün fazlasıyla hissedildiği, genç yaşta ölen anne ve bebek mezartaşları örneği var.
Bu yazımıza konu olan; genç yaşta - taze bir gelinin, doğumdan sonra bebeği ile vefât ettiğini ve ailesi tarafından yaptırılmış mezartaşlarında, Edebî bir dille ölümün nasıl gerçekleştiğini öğreniyoruz.
Okunuşu :
Ah mine'l mevt
Korkma ey zâir ne yapar makber
Altında yatan bir benî beşer
Nedir bu kadar düçâr-ı hayret
Umumî değil mi bekâya rıhlet
Bak ben de bir tâze gelin idim
Vaz'-ı hamlden hâke serildim
Dünyâyâ getirdim bir pakîze duhter
Anı da aldım hâke beraber
...... hirâmuş dîdem nezih nevzâde
İhsan ede Allah mûradım ukbâda
Böyle yazılmış Levh'de Takdir-i Yezdan
Oku bir Fâtiha kıl ruhumu şâdân.
Mirliva Vehbi Paşa'nın küçük kerîmesi, İkinci Fırka-i Hümâyûn Tahkik Memurlarından Ankara'lı Mehmed Emîn Efendî'nin halîlesi Sabiha Hanım, fî 11 Muharrem sene 1325
¬¬¬
Okunuşu :
Doğduğum gün eyledim azm-i bekâ
Oldu mehdim lahd-i âğuş-ı mâder
Bir küçük ma'sum yalnız olmaz
Validemle girdim kabre beraber
( Ruhları için bir Fâtiha lutfeder misiniz? )
Kaynak : Zamanı Aşan Taşlar
1.cilt Shf : 258 - 259
Prof.Dr.Süleyman Berk
Zeytinburnu Belediyesi Yayınları